10 Temmuz 2011

Müthiş bir mağazacılık konsepti

Massage?

Bugün Suadiye D&R'da gezinirken kafamda bir şimşek çaktı. Yok, kafamı sıkışık raflardan birine vurmadım. Çok daha ulvi bir şimşek bu... Hani sonunda "Evreka" diye çığlık attıranından.

Şöyle anlatayım; önce mağazanın bodrum katına çocuğa kitap ve film bakmak için indik. Bir kitapçının çocuk bölümünün yer altında olması iyi bir şey. Birincisi herkes çocuğuyla (!) inemediği için rahat rahat gezinebiliyorsunuz. Hem olası bir nükleer serpintiden görece daha az etkilenirsiniz. Öte yandan bir depoda gezdiğiniz için biraz ürkütücü ve soğuk. Ben ortamın soğuk/buz gibi olmasının, yani klimayı "Evde Eskimo misafir var" ayarında çalıştırmanın amacının kitapları bozulmadan saklamak olduğunu düşünüyorum. Aklıma yattı, çalışma odasındaki kitaplığı market tipi bir soğutucu ile değiştireceğim. Salam, peynir, kola falan da saklanır, kitap okunurken acıkınca atıştırılır.

Neyse, bir kitap beğendik, fiyatı üstünde yazmıyor. D&R'ın olayı bu, gidip barkod okuyucudan okutacaksın. (Hem yürüyüp spor yapacaksın, hem de her üründe kullanılacak etiketlerden tasarruf edildiği için çevreyi koruyacaksın.) Veya, daha örneğine rastlamasam da, barkod okuyuculu bir gözlük alacaksın. (Kendime not: Android'de barkod uygulaması bul, telefona yükle). Madem oğlum beğenmiş, üşenmedim gittim kitabı barkod okuyucuya okuttum. "Üzgünüm şu anda hizmet veremiyorum" yazdı. Bu nerenin para birimidir bilmediğim ve yanımda sadece Türk Lirası olduğu için, arada sırada bir kapının arkasında görünüp kaybolan görevliye kitabın TL fiyatını sordum. Görevli yine kapının arkasında kayboldu. Ilıman iklime alışık olan bizim çocuk burnunu çekmeye başlayınca üst kata doğru yolculuğa çıktık. Görevli esrarengiz kapının arkasında belirip kitabın fiyatını söyledi, ama benim aklım çocuğu bir an evvel "Arzın merkezi"nden yeryüzüne ulaştırmaktaydı. Üstelik buz fırtınası üfürdüğü için net duyamadım...

Eşim, oğlumun bu kısa süre içinde seçmeyi başardığı iki çizgi filmin ödemesini yaparken, ben de bir süredir gözüme takılan Philips Air Wear kulaklıklara doğru seyirttim. Pakedi elime aldığımda bir görevli yaklaşıp "Yardım edebilir miyim?" dedi. Ben de kulaklıkları denemek istediğimi söyledim. O da bunun mümkün olmadığını, pakedi açamayacağını söyledi. Ben "Peki kulaklığın rahat olup olmadığını nasıl anlayacağım da bilmem kaç lira verip alacağım" deyince, "Haklısınız" gibi bir şeyler mırıldandı. Uzun lafın kısası sanal ortam imkanları ile gerçek dünyada alışveriş yapmaya zorlandım: "Ürünü seç, ödemeyi yap, sana uyar mı uymaz mı pakedi açınca görürsün!" Görevliye "Demek ki yardım edemiyormuşsunuz" dedim ve koşarak uzaklaştım. Neyse ki fazla uzaklaşmadan eşim ve oğlumu orada unuttuğumu hatırladım ve geri döndüm.

Bu deneyimden sonra, tepedeki güneşin de etkisiyle olacak, kafamda şöyle bir mağaza konsepti canlandı. Mağzaya girerken gözünüzü kumaş parçası ile bağlayacaklar. Bir koridor boyunca karanlıkta yürüyecek, raflardan aldıklarınızı ittiğiniz alışveriş sepetine dolduracaksınız. Denemek, fiyatına bakmak yok. Çıkışta gözünüzdeki  kumaş parçasını çıkartacaklar (kart şifrenizi girmeniz için), ödemeyi yapacaksınız. Kapıda da elinize, satın aldığınız şeylerin olduğu torbayı ve satış fişini sıkıştırıp "Yine bekleriz efendim" deyip uğurlayacaklar. Önce fişe bakacak "Aaa 157 liralık alışveriş yapmışım!" diyecek, sonra da torbayı açıp neler aldığınızı görecek, bazen sevinecek, bazen üzüleceksiniz...

Ne kadar özgün bir fikir değil mi? Bir dakika! Zaten bazı mağazalar aşağı yukarı böyle mi yapıyorlar? Tüh, desenize yine bir milyon dolarlık fikir gitti çöpe... Neyse, ortalık bu kadar ilham kaynağı doluyken yenisi gelir başıma (yani aklıma)...

Fotoğraf: Salzburg'da bir masaj salonu. İmza: Ben.

5 Temmuz 2010

Pazartesi Müzesi neden yok?

Pazartesi günleri bütün müzeler tatil oluyor. Peki neden bir Pazartesi müzesi yok? Sadece pazartesi günleri açık olacak. Pazartesilerle ilgili şeyler olacak içinde. Pazartesi şarkıları çalacak (Blue Monday, Manic Monday, I don't like Mondays...). Pazartesi günü meydana gelmiş olayların kupürleri sergilenecek. Pazartesi günleri bu müzede geçirilecek.

8 Mayıs 2010

Çocuk gözüyle Star Wars

Hayat böyledir işte George Lucas! Yıllarını verir, en ince ayrıntısına kadar düşünür, Star Wars destanı yaratırsın. Bir gün bir çocuk çıkar hikayeyi iki dakikada özetleyiverir (tam olarak 2 dakika 13 saniye :) 


Çocukların hayata bakış açılarına, herşeyi ne kadar basit algıladıklarına (büyüdükçe kaybettiğimiz bir olgu) çok güzel bir örnek. Ben başka bir şey demiyorum... (Bu filmin de kendi içinde bir sürü ayrıntı barındırması da ayrı mesele ya neyse...)