2 Mart 2010

Korsanlar ve Özgürlük

İşte size teknoloji ve zamanın ezeli rekabetine örnek iki farklı hikaye. Birinin başrolünde bir bilgisayar oyunu. Diğer hikayenin başrolünde de bir yolcu uçağı. Sizce hangisi vazgeçilmez?



1989 yılının temmuz ayında bir dükkanda Commodore 64 oyunları görünce girmiş, kafama göre bir oyun bulmaya çalışıyordum. Pirates! (Korsanlar) isimli bir oyun ilgimi çekti. Bir solukta eve varıp, kasetten yüklemeyi birkaç denemeden sonra başardım. Oyunun mantığını çözmeye başladıkça kendimi daha da kaptırdım. Oyunda 17. yüzyılda Karayip Denizi’nde İspanya’nın hakimiyetine karşı İngiltere, Fransa ve Hollanda’nın üstü kapalı olarak destekledikleri korsanların hikayesi anlatılıyor. 

Konuyu gerçekçi kılmak için tarihi, coğrafi ve teknik araştırma yapılmış. Oyun aynı zamanda birkaç türü biraraya getirdiği için oynanabilirliği de fazlaydı. Bir korsanı canlandırıyorsunuz (RPG), açık denizlerde geminizi yönetiyorsunuz (simülasyon), kılıç düellolarına ve gemi savaşlarına giriyorsunuz (aksiyon), ticaret yapıyor, harita üzerinde yağmalayacak şehirler arıyor, diploması yoluyla ülkelerin güvenini kazanmaya çalışıyorsunuz (strateji) vs. Commodore 64’ün basit grafikleri ve ses efektlerine rağmen saatlerce oynadığımda bile bıkmamamı bu özelliklerine bağlamıştım. 

1987 yılında C64/Amiga ve Mac için yayınlanan Pirates!’tan sonra 1993 yılında Amiga/PC/Mac için Pirates Gold çıktı. Onu da oynadığımı söylemeye gerek yok herhalde. Son versiyonda dönemin getirdiği gelişmelere dayanarak grafik ve ses kalitesi iyileşmiş olsa da yine oyunun çekici tarafı içeriği idi. Oyunun tasarımcısı Sid Meier Pirates! ile bir sürü ödül aldı ve bu arada başta Civilization serisi olmak üzere birçok ödüllü oyuna da imza attı. Hatta video oyun dünyasında adı oyunların üzerinde yazılan çok az tasarımcıdan biri. 

Zaman geçtikçe bu oyunun dünya çapında bir hayran kitlesi olduğunu ve benzer bir oyunun yolunu gözlediklerini öğrendim. Ne var ki bu oyun hiç yapılamadı. Birkaç firma aynı konuyu işleyen ve gerek grafik, gerekse teknik açıdan daha kapasiteli oyunlar tasarladıysa da gördüğüm kadarıyla hiçbiri Pirates!’ın tadını yakalayamadı. Oyun şu anda tedavülden kalkmış durumda ve satışı yapılmıyor. Birkaç uyanık elindeki oyunu CD’ye kayıt ederek, internet üzerinden satışını yapmaya başlamış. O yüzden yüzlerce kişi birbirine forumlarda bu oyunu nereden yükleyebileceğini soruyor. Teknik özellikleri çok düşük olduğu için bilgisayarında buna göre modifikasyon (downgrade mi demeli?) yapmış olanlar bile var.


Diğer yandan ünlü Concorde uçağının emekliye ayrıldığını duymuşsunuzdur. 1970’lerin ortalarında hizmete giren bu İngiltere-Fransa ortak yapımı uçağın en önemli özelliği seyir hızının ses hızının iki katı olmasıydı. Bu sayede Atlantik Okyanusu’nu üç saat kırkbeş dakikada aşabilen uçak özellikle Avrupa kıtasından New York’a (veya tam tersi yönde) kısa sürede ulaşmak isteyen iş adamları tarafından tercih ediliyordu. Tabii bu yolculuğun bedeli ve sunulan konfor da “vakit nakittir” deyişiyle orantılıydı. 

Sesüstü hızda seyahat için ok şeklindeki tasarımıyla da diğer yolcu uçaklarından ayrı bir yeri olan Concorde, yani Türkçe tercümesiyle Özgürlük, dünyanın en güvenli yolcu uçağı olarak da tanınmıştı. Şimdiye kadar 20 adet üretilen uçaktan aslında toplam 300 adet üretilmesi öngörülmüştü. Gelin görün ki 25 Temmuz 2000’de Paris’te 113 kişinin hayatını kaybettiği kaza bir bakıma Concorde’un gökyüzündeki özgürlüğünün sonu oldu. Soruşturma sonrası uçağın seferleri seyrekleşti ve iş Concorde projesinin sona erdirilmesine kadar vardı.


İşte size iki farklı hikaye. Birinin başrolünde on beş yıldır neredeyse rakipsiz bir bilgisayar oyunu. Basit görünmesinin yanında detaylı kurgusu ve içeriğiyle vazgeçilmiyor. Ne kadar uğraşılsa da benzeri tasarlanamamış.  Diğer hikayenin başrolünde de mükemmel bir kariyere sahip eşsiz bir uçak. Vazgeçilmez zannedilirken bir anda müzelik oluyor. Çok tuhaf değil mi?



(Home&Technology dergisinin Ağustos 2003 sayısında yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok: