10 Mart 2010

Lütfen, rahatınız için...

İ.E.T.T.’nin yeşil Mercedes O 345 otobüsleriyle seyahat ettiyseniz cep telefonu münakaşalarına şahit olmuşsunuzdur. Bilmeyenler için açıklayayım. İstanbul’da toplu taşımacılığı yürüten belediye ve halk otobüslerinin çoğunda cep telefonunuzu kullanabilirsiniz. Ancak adı geçen ‘yeşil otobüsler’de “Lütfen rahatınız için cep telefonunuzu kapatınız” ibaresini taşıyan uyarı levhaları otobüsün tavan ve tabanı hariç göze çarpacak heryere iliştirilmiştir. 

Bunun nedeni halk arasında; cep telefonu sinyallerinin bu ‘moderen’ otobüsün ABS-ASR sistemlerini, otomatik vitesini veya ‘bilgisayarını’ bozduğu, otobüsü kontrol dışı bırakması olarak biliniyor. Otobüs sürücülerinin de yangına körükle gidip (bıyıkaltından gülerek de olsa) “geçenlerde bu yüzden kaza yaptım, tüm masrafı cep telefonuyla konuşan kişi ödedi” şeklindeki konuşmaları da bu kanının yaygınlaşmasını sağlamıştır. 

İ.E.T.T. tarafından yapılan resmi açıklamalar ise daha çok cep telefonunun çalmasının (özellikle türlü melodilerle) sürücünün  dikkatini dağıtması ve kalp pili takan kişilerin güvenliği üzerinde yoğunlaşıyor. Bununla birlikte İ.E.T.T. bir dönem otobüslere cep telefonu sinyallerini engelleyici sistemler monte etme fikrindeydi. Üretici firma Mercedes-Benz Türk ise cep telefonu sinyallerinin kesinlikle aracın sistemlerine etki etmeyeceğini belirtiyor.

Öte yandan seyahatlerde evlere şenlik sahneler yaşanmaya devam ediyor. Tahmin edeceğiniz üzere benim ilgimi çeken de işin teknik tarafından ziyade kişilerin bu olaya karşı tutundukları tavır. Cep telefonu çalan veya telefonla konuşan bir kişiye karşı otobüsün geri kalanı gittikçe hırçınlığa varan uyarılarda bulunurlar. Eğer ‘zanlı’ ters cevaplarla tansiyonu yükseltirse gel de çık işin içinden. Haklarını savunmak için olmadık bahaneler savuranlar da vardır. İki tarafın birbirlerine karşı savurduğu iddia ve savunmalar ne yazık ki şu teknoloji konusunun özünü hiç kavrayamadığımızı gösteriyor. 

Savunma makamı, yani cep telefonunu kullanmakta ısrar edenler iletişim özgürlüklerinin kısıtlandığı görüşündeler. Tabii ‘Lütfen’ ile başlayan yazılı ve sözlü uyarılara kulak asmamaları da ayrı bir sorun. Zaten kulak misafiri olduğum kadarıyla çoğunun telefon konuşmaları da “on dakika sonra oradayım, beş dakika sonra oradayım, iki dakika sonra, şimdi iniyorum” veya “alo, otobüsteyim, şu anda X durağındayız, iyidir, sen nasılsın”dan ibaret. Yani genelde havadan sudan bir durum için ortalığı velveleye verdiriyorlar. Toplu ulaşım aracında yer alan bir uyarıyı sorgulamalarına hiç değinmeyeceğim. 

İddia makamına gelince... Onların da iyi niyetli olduklarından şüphem yok. Fakat, rica ve lütfen ile geçen ilk raunddan sonra bazen telefonun kapanması için o kadar tuhaf nedenler ortaya atıyorlar ki sanki uzay mekiğinde yolculuk ediyoruz.

Bir taraftan, cep telefonu her daim kulağına yapışık gezmenin teknoloji ile barışık bir yaşam sürmek olduğunu zanneden kişiliklere mi yanayım? Yoksa şehir içinde normal hızda seyreden bir otobüsü dünya yörüngesinde tur atan, karmaşık sistemlere sahip bir uzay aracı mertebesine yükseltenlere mi?

Bu arada gözlemlerime göre, alt tarafı yarım saat bile sürmeyecek yolculukta ‘teknoloji’den ayrı yaşayamayan bu kitle genelde genç arkadaşlarımızdan oluşuyor. Fakülte durağında indiklerine göre de büyük bir üniversitemizin öğrencileri. Bugüne kadar hiçbirinden “akıl-fikir-mantık” üçgeninin iç açılarının toplamı veya en azından birini içeren bir cevap veya savunma duymamış olmam da ayrı bir konu.

Yolculuklarının bir cep telefonu melodisi ile sekteye uğramaması için uğraş veren diğer kesim ise genelde orta yaşa yakın veya üzerinde kişilerden oluşuyor. Onların da bu önemsiz ayrıntının sonunda bir felakete yol açacağına inanmaları da başka mesele. Yani neresinden bakarsanız buralardan “teknolojinin azı karar, çoğu zarar” diye bir atasözünün ortaya çıkması mümkün gözükmüyor. Ya ‘hep teknoloji’, ya da ‘hiç teknoloji’. Çoğu şey gibi ne ortası var ne kıvamı. 

(Home&Technology dergisinin Nisan 2004 sayısında yayınlanmıştır. O tarihten bu yana değişen bir şey olmamıştır. Anlaşıldı. Tamam.)

Hiç yorum yok: